Psk. Dan. Melek Dilara Çolak

Çalışma Alanlarım

Hangi Konularda Yardımcı Olabilirim?

Psikolojik danışmanlık sürecinde ele alınan başlıca rahatsızlıklar ve yaklaşımlar.

Panik Bozukluk

Panik Bozukluğu, tekrarlayan ve çoğunlukla beklenmedik şekilde ortaya çıkan yoğun panik ataklarla karakterize bir psikolojik rahatsızlıktır. Panik ataklar sırasında yoğun korku veya rahatsızlık hissine eşlik eden çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi ve kontrolü kaybetme korkusu gibi belirtiler görülebilir. Atakların yeniden yaşanacağına ilişkin yoğun kaygı ve kaçınma davranışları kişinin günlük yaşamını ve işlevselliğini etkileyebilir.

Dikkat Dağınıklığı ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk döneminde başlayan; dikkat, dürtü kontrolü ve/veya aşırı hareketlilik alanlarında yaşanan güçlüklerle karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur. Belirtiler kişinin akademik, mesleki, sosyal ve günlük yaşamındaki işlevselliğini etkileyebilir. DEHB belirtileri ve bu belirtilerin yaşam üzerindeki etkisi kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kişinin istemsiz şekilde tekrar eden düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşüncelerin oluşturduğu kaygıyı azaltmak için yaptığı tekrarlayıcı davranışlarla (kompulsiyonlar) karakterize edilen bir psikolojik rahatsızlıktır. Günlük yaşamı, sosyal ilişkileri ve kişinin yaşam kalitesini etkileyebilir.

Anksiyete

Anksiyete, kişinin geleceğe yönelik yoğun kaygı, endişe ve huzursuzluk hissetmesiyle ortaya çıkan psikolojik bir durumdur. Zaman zaman herkes kaygı yaşayabilir; ancak bu durum günlük yaşamı, ilişkileri, uykuyu ve odaklanmayı etkilemeye başladığında kişinin yaşam kalitesini zorlayabilir.

Depresyon

Depresyon, kişinin duygu durumunu, düşüncelerini, davranışlarını ve günlük işlevselliğini etkileyebilen bir psikolojik rahatsızlıktır. Süreğen çökkün ruh hali veya ilgi ve keyif kaybı ile birlikte uyku, iştah, enerji, dikkat, özdeğer ve geleceğe ilişkin düşüncelerde değişikliklere yol açabilir. Belirtilerin yoğunluğu ve kişinin günlük yaşamına etkisi kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

Sosyal Kaygı Bozukluğu

Sosyal Kaygı Bozukluğu, kişinin başkaları tarafından değerlendirilebileceği veya gözlemlenebileceği sosyal durumlarda belirgin ve yoğun kaygı yaşamasıyla karakterize bir psikolojik rahatsızlıktır. Kişi hata yapmaktan, utanmaktan, eleştirilmekten veya olumsuz değerlendirilmekten korkabilir. Bu kaygı, sosyal ortamlardan kaçınmaya ve kişinin günlük, akademik veya mesleki yaşamında işlevselliğinin azalmasına neden olabilir.

Özgül Fobiler

Özgül Fobi, belirli bir nesne veya durum karşısında kişinin gerçek tehlikeyle orantısız, yoğun ve sürekli korku ya da kaygı yaşamasıyla karakterize bir psikolojik rahatsızlıktır. Kişi korktuğu nesne veya durumla karşılaşmaktan kaçınabilir ya da yoğun kaygı yaşayarak buna katlanabilir. Bu korku ve kaçınma, kişinin günlük yaşamını, sosyal ilişkilerini veya işlevselliğini etkileyebilir.

İlişki Problemleri

İlişki problemleri, romantik ilişkilerde veya kişilerarası ilişkilerde iletişim, güven, sınır koyma, duygusal ihtiyaçlar ve çatışmalarla ilgili yaşanan güçlükleri kapsar. Tekrarlayan tartışmalar, anlaşılmadığını hissetme, kıskançlık, güvensizlik, bağımlı ilişki örüntüleri veya ayrılık süreçleri kişinin duygusal iyilik halini ve günlük yaşamını etkileyebilir.

Davranış Problemleri

Davranış problemleri, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde çocuğun duygularını, ihtiyaçlarını veya yaşadığı güçlükleri davranışları aracılığıyla ifade etmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Öfke patlamaları, kurallara karşı gelme, saldırgan davranışlar, inatlaşma, dürtüsel davranışlar ve okul veya ev ortamında yaşanan uyum güçlükleri çocuğun ve ailenin günlük yaşamını zorlaştırabilir.

Düşük Özsaygı ve Özgüven Problemleri

Düşük özsaygı ve özgüven, kişinin kendisini, sahip olduğu özellikleri ve yeterliliklerini olumsuz değerlendirmesiyle ilişkili olabilir. Kişi kendisini yetersiz, değersiz veya başarısız görebilir; hata yapma, eleştirilme ya da reddedilme konusunda yoğun kaygı yaşayabilir. Bu durum kişinin ilişkilerini, kararlarını, akademik veya mesleki yaşamını ve günlük işlevselliğini etkileyebilir.

Çocuk ve Ergen Sorunları

Çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan duygusal, davranışsal ve sosyal güçlükler; çocuğun veya ergenin günlük yaşamını, okul hayatını ve ilişkilerini etkileyebilir. Bu dönemde ortaya çıkan sorunları değerlendirirken gelişimsel özelliklerin, aile ve okul ortamının ve bireysel ihtiyaçların birlikte ele alınması önemlidir. Psikolojik danışma sürecinde çocuğun veya ergenin yaşadığı güçlükleri anlaması, duygularını ifade etmesi ve daha etkili baş etme becerileri geliştirmesi desteklenir.

Sınav ve Performans Kaygısı

Sınav ve performans kaygısı; sınav, akademik değerlendirme, sunum, mülakat veya kişinin performansının değerlendirildiği benzer durumlar öncesinde ya da sırasında ortaya çıkabilen yoğun kaygı tepkisidir. Kaygı bilişsel, duygusal, fizyolojik ve davranışsal düzeylerde kendini gösterebilir. Belirli düzeyde kaygı performansa hazırlığı destekleyebilirken, yoğun ve kontrol edilmesi güç hale geldiğinde bireyin dikkatini, çalışma sürecini ve performansını olumsuz etkileyebilir.

Yas Süreci

Yas, bireyin önemli bir kayıp sonrasında kayba uyum sağlama sürecidir. Kayıp sonrasında üzüntü, özlem, öfke, suçluluk, çaresizlik ve geleceğe ilişkin belirsizlik gibi duygusal tepkilerin yanı sıra uyku, iştah, dikkat ve günlük işlevsellikte değişiklikler görülebilir. Yasın yaşanma biçimi; bireyin kişilik özellikleri, kaybedilen kişiyle ilişkisi, önceki yaşam deneyimleri, sosyal destek kaynakları ve kaybın niteliği gibi birçok faktörden etkilenebilir.

Duygu Düzenleme Güçlükleri

Duygu düzenleme, bireyin yaşadığı duyguları fark edebilmesi, anlamlandırabilmesi, ifade edebilmesi ve içinde bulunduğu duruma uygun biçimde yönetebilmesini ifade eder\. Duyguları düzenlemekte zorlanma; duyguların çok yoğun yaşanması, uzun süre devam etmesi veya kişinin davranışlarını kontrol etmekte güçlük yaşaması şeklinde ortaya çıkabilir\. Duygu düzenleme güçlükleri çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde farklı görünümlerle ortaya çıkabilir ve kaygı, depresif belirtiler, öfke sorunları, kişilerarası güçlükler ve stresle ilişkili durumlara eşlik edebilir\.

Sınır Koyma ve Hayır Diyebilme

Sınır koyma, bireyin kendi ihtiyaçlarını, duygularını, zamanını, fiziksel ve psikolojik alanını fark ederek bunları kişilerarası ilişkilerinde uygun ve açık bir şekilde ifade edebilmesini ifade eder. Sağlıklı sınırlar, kişinin hem kendi ihtiyaçlarını gözetmesine hem de karşısındaki kişinin sınırlarına saygı göstermesine yardımcı olur. Sınır koymakta zorlanma ise kişinin istemediği durumları kabul etmesine, ihtiyaçlarını geri plana atmasına veya ilişkilerinde yoğun stres yaşamasına neden olabilir.

Travma Sonrası Yaşanan Güçlükler

Travma Sonrası Yaşanan Güçlükler Travmatik bir olay; kişinin yaşamını, fiziksel veya psikolojik bütünlüğünü, güvenlik algısını ya da yakınlarının güvenliğini tehdit eden ve yoğun korku, çaresizlik veya dehşet duygularına yol açabilen deneyimleri içerebilir. Travma sonrasında bireylerde olayın niteliğine, kişisel özelliklere ve mevcut sosyal destek kaynaklarına bağlı olarak farklı psikolojik ve davranışsal tepkiler ortaya çıkabilir. Travma sonrasında yaşanan belirtiler her zaman Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) anlamına gelmez. Belirtilerin süresi, yoğunluğu, birbiriyle ilişkisi ve bireyin günlük yaşamındaki işlevselliği üzerindeki etkisi klinik değerlendirmede önemlidir.